Yargıtay 5.Hukuk Dairesi E. 2013/593

iz avukatlik

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/593
K. 2013/5207
T. 25.3.2013

 

TAPU SİCİLİNİN HATALI TUTULMASI NEDENİYLE UĞRANILAN ZARAR
( Taşınmazın Dayanağının Yolsuz Tescil Olması Nedeniyle Kadastro Çalışmalarında Hiçbir Parsele Revizyon Görmemesi ve Tespite İtiraz Davasının Reddedilmesi Sonucu Kaydın Yitirilmesi Nedeniyle Uğranılan Zararın Devletin Sorumluluğunu Gerektirdiği )

 

TAPU KAYDININ YİTİRİLMESİ NEDENİYLE UĞRANILAN ZARAR

( Davacılara Ait Kayıt Kapsamının 2/B Uyarınca Hazine Lehine Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerden Olup Olmadığı Araştırılacağı – Tapu Sicilinin Hatalı Tutulması Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmini Talebi )

 

2/B UYARINCA HAZİNE LEHİNE ORMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKARILMA
( 2/B Sahası Olduğunun Tespiti Halinde Taşınmazın Tekrar Tapu Sahibine İadesi Hususunda Taraflara 6292 S.K.’dan Yasadan Kaynaklanan Hakların Kullandırılması İmkanı Tanınıp Sonucuna Göre İşlem Yapılacağı )

 

ÖZET : Dava, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacılar murisinin 1974 yılında satın aldığı taşınmazın, dayanağının yolsuz tescil olması nedeniyle, kadastro çalışmalarında hiçbir parsele revizyon görmemesi ve açılan tespite itiraz davasının reddedilmesi sonucu, kaydın yitirilmesi nedeniyle uğranılan zararın Devletin sorumluluğunu gerektirdiği ve Hazine aleyhinde açılan davada işin esasına girilerek, davacılara ait kayıt kapsamının 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı da araştırılıp, 2/B sahası olduğunun tespit edilmesi halinde, 6292 sayılı Yasanın 7. maddesi hükümlerine göre, taşınmazın tekrar tapu sahibine iadesi hususunda taraflara Yasadan kaynaklanan hakların kullandırılması imkanı tanınıp, sonucuna göre işlem yapılması gerekir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

 

KARAR : Dava, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmi; hüküm, davacılar vekilince temiz edilmiştir.

Dosyada bulanan kanıt ve belgelerden; Antalya ili Zeytinlik köyünde bulunan kayden 1.838.000 m2 yüzölçümlü taşınmazla ilgili olarak, 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesince açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda, mahkemece 11.01.1940 tarih ve 15/1 sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği, ancak kararda, tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil, hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m2’lik kısmın satışına karar verildiği, ilama dayalı olarak yapılan açık arttırmada, taşınmazın K.K. ve H.Ü. adına tescil edilmesinden sonra, 13.04.1944 tarih ve 118 sıra nosu ile oluşan tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tabi tutulması sonucu oluşan cilt 178, sayfa 17, sıra 21’de kayıtlı taşınmazdaki hisseyi 20.03.1974 tarihinde davacılar murisi A.Ç’nin satın almak suretiyle edindiği, ancak taşınmazın bulunduğu yerde 1980 yılında yapılan tapulama çalışmalarında, davacılar murisine ait tapu, hiçbir parsele revizyon görmeyerek, kayıt kapsamındaki alanın 229 parsel olarak, makilik vasfı ile Hazine adına 9.298.589 m2 yüzölçümü ile tespit gördüğü ve bu taşınmazla ilgili olarak davacılar murisi A.Ç’nin da davacı olarak yer aldığı, Antalya Kadastro Mahkemesine 06.12.1982 tarihinde açılıp, 2004/1 esas sayılı dosya üzerinden karara bağlanan davada, söz konusu taşınmazın tapu kaydının dayanağını oluşturan izale-i şuyu davasında yüzölçümünün 1.838.000 m2’den 22.201.202 m2’ye çıkarılarak tescilin dayanağının yolsuz olması ve taşınmazların bulunduğu sahanın hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmakla beraber, öncesinin devlet ormanı olması nedeniyle, tespite itiraz davasının reddi ile yüzölçümü düzeltilerek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği ve söz konusu kararın 01.07.2008 tarihinde kesinleşmesinden sonra TMK’nun 1007. maddesine dayalı olarak tazminat istemli işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

 

4721 sayılı TMK’nun sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007. maddesinde “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder” hükmü yer almakta olup, burada Devletin sorumluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Kusurun varlığı ya da yokluğu, Devletin sorumluğu için önem taşımayıp, sadece Devletin, memuruna rücuu sırasındaki iç ilişki de önemlidir.

 

Açıklanan nedenlerle; davacılar murisi A.Ç’nin 1974 yılında satın aldığı taşınmazın, dayanağının yolsuz tescil olması nedeniyle, kadastro çalışmalarında hiçbir parsele revizyon görmemesi ve açılan tespite itiraz davasının reddedilmesi sonucu, kaydın yitirilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca Devletin sorumluluğunu gerektirdiği ve Hazine aleyhinde açılan davada işin esasına girilerek, davacılara ait kayıt kapsamının 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı da araştırılıp, 2/B sahası olduğunun tespit edilmesi halinde, 6292 sayılı Yasanın 7. maddesi hükümlerine göre, taşınmazın tekrar tapu sahibine iadesi hususunda taraflara sözü edilen Yasadan kaynaklanan hakların kullandırılması imkanı tanınıp, sonucuna göre işlem yapılması gerekirken yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

 

SONUÇ : Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 25.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.